o geçişin turnikelerden.. sen kokan öpüşmelerimiz...elimi yüreğine koyuşum.."kendine dikkat et" deyişim.. " seni seviyorum! " diyişin.. hangisini unutabilirim ki? unutmalı mıyım..? yeni bir bedende doğabilmek için... ben kendi bedenimi istiyorum yalnızca.. sadece yaşamak istiyorum.. nefes almak.. gözlerimi kısmadan bakabilmek güneşe... geçicek biliyorum.. yeni yeni nefesler dolaşıcak ciğerlerimde... sen.. g e ç i c e k s i n ... üzgünüm.. sahip olduğum sabır yetemedi ikimize.. omuzlarımdan taştı sevdan... kaldıramadım.. kalbim kanadı.. ellerimde kaldı..kanlar içinde.. ama yaşıyorum hala.. bitmedi daha yolum.. daha büyüycem ben.. daha yeniden aşık olucam.. yeni bedenlere sarılıcam.. hepsi geçicek.. gülümsemeyi öğrenicem yeniden... biticek.. hepsi geçicek.. geçmek zorunda; geçicek.. sen geçtin ki...
yüreğimden kopup gitmelerine bir yenisi daha.. hangi biri silinir ki aklımdan.. gözlerimden..
"Gün gelirdi sabahın ışığından gecenin koynuna"
Kimisinde tutku
Kimisinde acı
Kimisinde yalnızlığıyla soluk verirdi
Benimkisi ise sana eş ironiydi.
"Kaybetmenin olasılığını kaldıramayan olasılıksızlığımla çelişirdiısmarlama aşklara tahammülsüz gerçeklerim''
"Önceden sınırlanmış tehlikesiz heyecenlarım vardı"
Dur durak bilmez hayallerim vardı
İçinde sen olan yere göğe sığdıramadığım sevinçlerim vardı
Ta ki...
Sen sınırlarını aşmadan
Zincirlerini kırmadan
Uzağıma düşmeden
Hüzne bir kadeh kalaydı hepsi
"Sadece hayatına iltica etmek isteyen bir aşk sürgünüydüm"
Birşeyler eksiltmeden birşeyler katmak istedim
Eski acılarını dinleyip ben dindirmek istedim
Sen ise bütün acılarının pimini çekip bende bırakıp gittin
Beni bitirmek istedin sensizliğinle
"Bir garip mülteciydim gözlerinde"
Bütün imkansızlıkları aşıp bendeki sana ulaşmak için
Yüreğindeki mayınlara inat
Ölüme göze alarak
Sana ulaşmaktıherşeye inat
O peşini bırakmayan yaralı geçmişin kaç korku duvarı örmüş sevdalım?
Ulaşamadım sana
Ölümü göze aldım ama sensizliği asla...
/..Şimdiki yürek sancım
Bütün sevmelere
Korkulara
Yıkılan düşlere
Kimsesiz gecelerime
Üşüyen avuntularıma
Kıymık batımı acıların şimdi yürek sancımda
Şimdi herşeyim sensizliğinde..

Bir istisnayım artık kuralı bozuyorum
Mışlı geçmiş bir şark çıbanıyım
Şimdi yaşamın yüzünde sızlıyor izim
Gündemde ilave tedbirler var, infaz bildirileri
Ecelimi bir hamaylı gibi boynumda taşıyorum
Potansiyel suçluyum, yasa da ceza da benim
Lanetlidir artık gözlerine mil çekmiş
Kurşun damlaları akıtmış kulaklarına
Kösnül kasıklarında yalaz, üstü başı kan
Şimdi isterik bir orospuyu oynuyor zaman
Bütün kapılara ayrılığın suretini astılar
Derme-çatma aşklar onarmaktan bitkinim
Dün erkendi, yarın gecikmiş sayılırım
Bir parça uçurum alıyorum terkime
Kutsuyorum yolları bir iklim bulmak için
Bozdum tüm oyunları şimdi satırbaşıyım
Sıcak uzun yazlardan, kış uykulardan
Sustukça derinleşen büyüyü bozdum
Karlar içinde yorgun bir selam gibi
Vakitsiz ve davetsiz giriyorum gecene
Gözlerinin sıcağına konuk et beni
Sonunda öğrendim konuşmayı, yürümeyi öğrendim
Geçtiğim tüm köprüleri yaktım, dönüş yok
Yollarla artık uğraklarla anlatırım kendimi
İçime akmıyor kanım, yaramı sevdim
Tazeleyin çoban ateşlerini ey ateş ustaları
Kavallarınıza yeni delikler açın
Emzirin sığınaklarımı uyak bulsun koyaklar
Yeni bir sayfa açtım işte ömrümü çiziyorum
Sensiz hiçbir şeyin hükmü yok benim için
Ölüm durmadan tazelese de hünerini
Yeni bir sayfa açtım kanımla yazıyorum artık
Kod adım aşk'tır
Ömrüm bu uzun hecenin ömrüne kayıtlıdır
Çünkü miladı yoktur kod adı aşk olanın
Ateşten gömlek giymiş bir şiirdir ülkesi
.

CAN YÜCEL..

Ağlamıyorum...Ağladığımı sanma...Sevmemiştim zaten...Alışkanlıktı Bendeki...Kabullenebilirim..Ka bullendim...Kabulleneceğim...
Aslında;Gidişinde cok koymuyor bana...Alıştırmıştın Gitmelerine...Dedim ya;alışkanlıktı bendeki...Kabullenebilirim...
Yanılmışım demekki...Sana kötü bir sözüm yok...Gidebilirsin.Zaten 'bozuk bir parayken mücevhere sevdalanmaktı' bendeki...Harcadığına şaşmamalı...Kabulleneceğim...
Hayır ağlamıyorum hemen kalkma...Bir 10 dakika daha uzat gidişini...Sevişlerinde kısa sürmüştü;bari gidişlerini uzat...Kabullenmeme 5 kalmışken...
Sesim titremiyor hayır...Sadece 'Sen Bana Böyle Baktığında;Herşey Mantıklı Geliyor...'Artık gidebilirsin...Ben gelişlerine Değil;Gidişlerine Sevdalanmıştım...Gidebilirsin sevdalım...
Ve gitmişti aşk...Ardında tozlu,kirli,paslı,anlamsızbir sır perdesiyle...Terkedilen;Terkedeni özlerken,Terkeden;Terkedecekle re açacaktı kalbini...Bu anlamsız çelişki sürecekti;Tanrı'nın anlamsız bir hediyesiydi kullarına...Çelişkileri seven,Gidenleri unutmayan,Ama gittiği anları bir kalemde silebilen gereksiz kullara;gereksiz bir hediye...
Seven;Sevdiğini,Sevilen;Sevmeyeni özlerken...Kıskanan;Kıskandığı nı,Kıskanılan;Kıskananı Dost bellerken...Bir gün daha yasayaçaktı anlamsızlığın şifreleri...Kalabalığın içindeki yanlızlık kadar saydam,Mayınların icindeki Bir gül kadar soyuttu insanlar...Kendine acımaktan zevk alan;baskasının canını yakmaktan kaçınmayan insanoğlu...
Tabiki Giderdi aşk...Aşkın tarifindeki ilk madde gözyaşıydı çünkü...Tabiki gidecek...Ya araya mesafe sokacak,Yada temelli gidişlerin ipini;boynuna dolayacak...Ve sen kaldıracaksın tümlikleri;sonra yazacak yazacak yazacaksın...Taki kendinden nefret edene kadar...Anlayacaksın ki;kendini tanımanla eşdeger hayat...Anlayacaksın ki;Seni senden baska kimse sevmeyecek sen kadar...Anlayacaksın ki;sana senin haricindeki herkes düşman...Ve birgün durup aynadaki yansımana;BEN SEVMEYİ;SEVMİYORUM!!Diyeceksin ...İşte o gün;sevilmeye başlayacaksın...Sıradan olacaksın...Can yakacaksın çünkü...
Biri cıkacak karşına...Dün emdiğin sütü unutacaksın mesala...Babandan aldıgın ilk haftalığı...Kardeşinle ucurduğun uçurtmayı...Herseyi unutacaksın...Buna kendinde dahilsin.Bağlanacak,şiirler yazacak,ağlamayı somut kılacak ve büyüdüğün ocağın sıcaklıgını 'Aşkın verdigi şerefsiz sahte gururla' soğutacaksın...Sileceksin dünündeki herkesi;bugünündeki uğruna...O bugünlerini süsleyen,herşeyi sildiğin ve delice benimsediğin sözde gerçeğin birgün cıkıp;Senden vazgeciyorum! dediği zaman anlayacaksın...İşin kötü kısmı;onun ugruna sattığın hersey ugruna asla pişman olmayacaksın...Aşk boktan.Güzel deyip;aşkı süsleyen şairlerde sahtekar...Aşk;yaşamaktan zor,Aşk;dayak yemekten acı,Aşk;yanılmasanın yansıttığı gecici bir büyü sadece...İmkansızlığın diğer anlamında saklı;gercek aşkı yakalamanın şansı...
Sonunu bilerek sevdalanıp,acıyı seve seve kabullenip,kendinizle mutluyken bir baskası ugruna mutsuz olmayı tercih etmek kadar sacma ama çekici...Kaçınılmaz bir bitiş.Bir sonraki başlangıcı olmayan...Seven-Sevilen arasında oluşan bir işkence türü...
Seven; Gitmen cok anlamsız...Ben her anlamı sende yakalayacak kadar anlam kıldım sana,Sen gidecek kadar anlamsız olma,yapma bunu...Ne olur...Sevemediğim herseyi sende sevmişken;sensizliği sevmemi nasıl beklersin?Yapamazsın...Dün okşuyordun sacımı,dün bakıyordun gözlerime,dün sevdigini söylüyordun?Bugün ne değişti sende...Ne yaptım sana...Diyorsunki;hayatı sevmekten vazgeç!,Uyanmaktan vazgeç!,Kendinden vazgeç...
Diyebilecek kadar büyümüşken seven;sevilen bunlara rağmen küçülmekten vazgeçmez...Gider...Sebebi;Sevilmek olsa gerek...Seven;sevmemeyi öğrenir bu sayede,ve Tanrının anlamsız hediyesini kabul edip;çelişki sıfatına yakışanı yapmaya başlayıp seven arar...Sevilen kavramını lugatından silip;hayatla acı bir şekilde tanışır...Sıradanlığı;Günümüzde 'Sıra Dışı' diye sınıflandırırken,o Sıra Dışı diyenlerin arasına istemeyerek karışır...
Çünkü Yaşadığı Aşkın Değil;Şerefsizligin sırıtan Cilvesidir...
.

Kentin cüretkar yüzlerini yüzdüm. Ellerim ağır yaralı.
Sabıkamda koca bir suret kaldı.
Siz… Kendi/sizliğinden korkan bir kalabalığın en acil tadıydı küfürlü yanlarınız. Adınızın düştüğü her yalanın mahkumuyum şimdi. Kapının bana dönük tarafından aksediyor gözleriniz. Pencereler sizi çarpıyor. Kulaklarım sizi tırmalıyor. Bozuk bir tını ağırlığında basıyor sesiniz üstüme. Sağır taklidine yatmamda fayda etmiyor. D/uyuyorum kısır se(si)ni(zi). Pasif kalıyorum çöreklenen tarafınıza. Tam da en dipli yerinden çakılıyorum hayatınızın. Neresine sığdıramadığınızı aklım almaya yetmezken içinizin bulantılarını görüyorum. Bulanıyorum.
Firari sancıların duasına açılırken avuçlarım paslı bir çivi çakılıyor usuma. Us kötürümü oluyorum. Cinnet mahalli uykulardan sıçrıyorum ama hiçbir düş kalmıyor aklımda. Hiçbir yazgıya aklım ermiyor. Payıma düşen ‘sen sus’ ların anatomisine şaşkınım. Katli vacip bir sevdanın treninden atılıyorum. Vagonlar arasında sıkışmışım. Çıkamıyorum. Ne cesedime rastlıyorlar raylarda ne ellerimi tutabiliyorlar. Kendim/sizim. Kent/sizim. Sizim siz…
Sırt sırta vermiş bir dizi cümlenizin içinde kayboluyorum. Bulunamıyorum hiçbir anlamlı cümlenizin içinden. Anlam yüklediğiniz hiçbir kelime adımın manasını vermiyor. Burukluğum tam da bundandır belki. Adımın cümlelerinize nokta dahi olamayışıdır yüzümün düşme sebebi. Titrek ellerle defnediyorum bu yüzden baharları. Kara kışları g/özlüyorum kapı aralığında(n).
Gelmekte olan bitimsiz bir kışın ürkütücülüğü ürkütmüyor yalnızlığımı. Doyuyorum sizsizliğe. Yudum yudum kanıyorum sizi… Pes etsem belki varır bir yere yersizliğim. Belki tutulmayan saçlarıma yurt olur kaldırımlar. Vazgeçemiyorum sizden. Birikiyorum adınıza. Bu yüzden;
Adınız(sızım)…
.
Desem ki
Sana geldim ve acının tüm duraklarına uğradım gelirken
İhanete uğramış bir sevdanın çığlıkları var kulaklarımda
Ben vazgeçmenin arifesinde
Sen bir bayram sabahı kadar güzel
Zaman bedel ödetiyor bana,
Sense ışıl ışıl bakıyorsun zamana
İşte öyle hesapsız ve bütün aşklar gibi zamansız geldim ben sana
Desem ki!
Bütün karabasanlarımı düşlere çevir
Yenilgilere düşmeden
Bütün ihanet zangoçlarını devir
Önce iyileştir içimde ki
Kanadı kırılmış beyaz güvercinleri
Masmavi bir gökyüzü resmet sonra
Uçur hepsini özgürlüklere.
Desem ki!
Dalgaların vursun
Viraneye dönmüş kıyılarıma
Her vuruş bir tını düşürsün
Yitmiş notalara
Bir şarkı yaz sonra.
İçinde ihanet olmayan,
Satmayan, satılmayan
Güneşin bile ezberlediği
Yıldızların geceler boyu söylediği
Ayın halesini, gece ile dans ettiren
Desem ki!
Suçsuz olsam da!
Bitmiş bir aşkın bütün suçları var benim sırtımda
Aşkı öğrenmiş olarak geldim sana
Oldu ya sen de bitirdin yarınlarda
Sende bıraktın beni ortalıklarda
Ben bütün suçları gene alırım sırtıma
Taşırım omuzlarım çökse de
Taşırım dizlerim titrese de
Ben bana yakışanı
Ben aşka yakışanı yaparım korkma!
Desem ki!
Bilmediğim yollardan
Bildiğim dağlardan,
Özlem ve hasret kokuları ile geldim
Kaybolmuş bir benlik getirdim sana
Farzet ki kozamdan yeni çıktım
Ömrümse bir o kadar kısa
Kısa bir ömre,
Dev gibi yaşanmışlık sığdıralım
Desem ki!
Gözyaşı dolu iklimlerim
Kor ateşlerde kavrulmuş benim bütün iliklerim
Nereme dokunsan yanar ellerin
Sol yanım, sen
Sağ yanım, düşünen kadın sureti
Sende arıyorum kaybettiğim yüreğimi
Gözlerinde gördüğüm renklerle ruhumu boya
Rotasını şaşırmış yüreğimin kaptanı ol
Ve demirleyelim istediğin her koya
Desem ki!
Kayıp bir kentin yağmalanmış tahtından geliyorum.
Ne varsa öldürdüler de,
Sadece, gözlerine hüzün düşmüş bir çocuk kaldı içimde.
Sen karanlığın ortasında bir ışık
Sen çocuk özlemi ile yanan şefkatli bir anne gibi
Dokun bütün karanlıklarıma
Ve desem ki
Boynumda yargısız bir infaz
Bir yok olmuşluk var peşimde
İşte öylesine çaresiz, işte öylesine mecbur
Mülteciyim ben sana...

bu kaçıncı gece
hasretinle yandığım
kaçıncı gece
yıldızları yıkadığım,göz yaşlarımla
mesafeler yırtıldı hıçkırıklarımla
bosnalı kadınlar duydu feryadımı
sen,sen duymadın mı can....
ne vardı bu kadar uzak yerlerde açacak
benden uzak o iklimlerin
benden uzak o şehrin
kahrolası o kalabalıkların
benim kadar ihtiyacı mı vardı sana
benim kadar hasret çekti mi..
kahrolası o şehrin semaları
benim kadar yandı mı..
ne var dı can....ne vardı
uzak iklimlerde açacak.....
ne vardı
kendimizi bu kadar kahredecek
kara trenler umut olmamalıydı
uzayan yollarda kalmamalıydı bakışlar
bir tek noktada doğmalıydık
dönüp dönüp sana varmalıydı yollar
ben hep hasret türküleri söylememeliydim
sen hep hasret şiirleri okumamalı
hasret diye bir söz olmamalıydı lügatlerde
geceler boyu hergün
göz yaşlarımla ıslanmamalıydı yıldızlar.
Gönlüm bu sevdaya dar gelir oldu
boğuyor karanlıklar can
mesafeler kurşun oldu amansız
feryadıma şahit oldu yıldızlar
can.....can......
hasretin ağır bir yük omuzlarımda
ben çekmekten usandım
sen usanmadın mı?
bildim
bitmeyecek bu hasret
uzak iklimlerde açmış iki çiçeğiz
hangimiz gelsek diğerinin yanına
kuruyup,kaybolacağız..
ben kıraç topraklara döndüm can
ben kurumuş dereler gibiyim
ıssız mağaralarda kaldı umudum
belli bu sevda kahredecek bizi
unut be can
unut bu sonu gelmez sevdamızı..
bırak
bulutlar gizlemesin yıldızlarını
yeniden başlasın herşey
yeniden doğ,bensiz şafaklarda.
Unut can
unut senin için yazdığım sevda şiirlerini
de ki;bir rüya idi bitti
de ki;bir hayaldi
solgun aynalarda yansıyan
de ki;bir romandı
sonu koskoca bir hiçle biten
unut beni can
unut vakit varken....
Bırak hasretin bana kalsın
varsın cehenneminde kavrulsun gönlüm
ben yine her gece
saçlarını koklayayım uzak yıldızlarda
gözlerimde takılı kalsın hayalin
sen unut can
sen unut
kahredersem,milyon kere kahrolayım.....

Bağlanmayacaksın bir şeye, öyle körü körüne.
"O olmazsa yaşayamam." demeyeceksin.
Demeyeceksin işte.
Yaşarsın çünkü.
Öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki.
Çok sevmeyeceksin mesela. O daha az severse kırılırsın.
Ve zaten genellikle o daha az sever seni,
Senin onu sevdiğinden.
Çok sevmezsen, çok acımazsın.
Çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsın hem.
Hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin.
Senin değillermiş gibi davranacaksın.
Hem hiçbir şeyin olmazsa, kaybetmekten de
korkmazsın.
Onlarsız da yaşayabilirmişsin gibi davranacaksın.
Çok eşyan olmayacak mesela evinde.
Paldır küldür yürüyebileceksin.
İlle de bir şeyleri sahipleneceksen,
Çatıların gökyüzüyle birleştiği yerleri sahipleneceksin.
Gökyüzünü sahipleneceksin,
Güneşi, ayı, yıldızları...
Mesela kuzey yıldızı, senin yıldızın olacak.
"O benim." diyeceksin.
Mutlaka sana ait olmasın istiyorsan birşeylerin...
Mesela gökkuşağı senin olacak.
İlle de bir şeye ait olacaksan, renklere ait
olacaksın.
Mesela turuncuya, yada pembeye.
Ya da cennete ait olacaksın.
Çok sahiplenmeden, Çok ait olmadan yaşayacaksın.
Hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi, Hem
de hep senin kalacakmış gibi hayat.
İlişik yaşayacaksın. Ucundan tutarak...
CAN YUCEL
.
« Önceki :: Sonraki »
